28 Şubat 2026… Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gökyüzü çığlık attı. Tahran’da, Minab’da, İran’ın başka şehirlerinde sirenler çaldı, füzeler havalandı, patlamalar yankılandı. Savaşın adı tarihe yazılacak, ama geride kalanların hikayesi kayıtlara sığmayacak kadar acı dolu.
Savaş sadece binaları yıkmıyor, umutları da paramparça ediyor. Füzeler sadece beton bloklarını değil, çocukların gülüşlerini, ailelerin huzurunu, şehirlerin hafızasını da yok ediyor. Ekranlarda birkaç saniyelik görüntüler geçiyor; ama her kare, yitik hayatların ağırlığını taşıyor.
Ve en acısı, kimseye sormadan kaybolan hayatlar… Çocuklar öldü. Kahkahaları sustu, oyun saatleri yarım kaldı, hayaller hiç başlamadan söndü. Tarih belki bu savaşı yazacak; ama isimlerini, düşlerini ve sessiz çığlıklarını kimse unutmayacak.
Savaş devam ediyor. Patlamalar ve sirenler her gün biraz daha yükseliyor. Ama gözlerimizin önünde yok olan sadece şehirler değil; gelecekten çalınan çocuklar var.
Saygılarımla
Gülşah YILMAZ






